Dinin Ötesinde

Neden bazı ürünler çok zor açılabilen plastik bir ambalaja sahiptir? Dükkândan satın aldığınız malı evinize getirdiniz. Poşetten çıkardıktan itibaren yeni ürününüzü henüz elinize alamadan, çelik gibi sert olan plastik ambalajın katmanlarını çıkartmak için büyük bir mücadele örneği verirsiniz. Plastiği ellerinizle yırtmaya çalışırsınız ama çabucak bu savaşı kaybedersiniz. Makas yardımcı olabilir ama belli bir açıda kesmeyi ve bileklerinizin kıvraklığını gerektirir. Uzunca bir zaman uğraştıktan sonra çoğunlukla paketin dörtte biri hatta sekizde biri büyüklüğündeki şeye ulaşabilirsiniz. Öf be!
Ancak bu tür bir ambalajla vermiş olduğunuz savaş, sizi bir sonraki zımbırtıyı satın almaktan alıkoyar mı? Tabii ki değil. O sadece bir ambalaj. Eğer ürün yeterince çekiciyse, onu satın alır ve ne olursa olsun açarsınız.
Ambalajsız bir dünyayı hayal edin, eşyaların, insanların ve fikirlerin gerçekten oldukları tarzda sergilendiği bir dünyayı. Hile yok. Plastik yok. İhtiyacımız olan şeye, dışını kaplayan plastik ambalajı olmadan sahip olsak ne olurdu?
Günümüzde dinle ilgili sorun budur—birçokları ambalajının katmanlarından dolayı onun içine giremediğini hisseder. Geçmiş zamanlarda din aslında bozulmanın ve şiddetin bir aracı olmuştu. Beceriksiz bir hükümetin ve dünya savaşlarının çıkmasının suçu onun üzerine yüklenmişti. Papazlar, rahipler ve din görevlileri, kendi çıkarları için bireylerin ruhsal ihtiyaçlarını manipüle etmişlerdi. Dini bir mezhep diğeriyle savaştığı için ülkeler parçalanmıştı. Birçok yönden dine karşı yapılan suçlamalardan çoğu, doğrudur.
Dinin “plastik ambalajı” olarak görünen siciliyle ilgili bu düş kırıklığı, hiç şüphesiz Hıristiyanlık olarak adlandırılan dünyanın en büyük organize dini için de geçerlidir. Birçokları kiliseye karşı düşman olsa da İsa’yı sever. Birçokları üyeliğe ve organizasyona şüpheyle yaklaşır fakat Mesih’in şahsiyetine karşı
açıklardır.
Yirminci yüzyılın Hint hareketinin büyük lideri Gandi, bir defasında şöyle demişti, “Sizin Mesih’inizi seviyorum; fakat Hıristiyanlarınızı değil. Hıristiyanlarınız Mesih’e hiç benzemiyor.” Öyle görünüyor ki Mesih ile Hıristiyanlar arasında büyük bir zıtlık var. Belki sen de bu tarzda düşünmüştün.

Gerçek İsa

Buna karşın İsa ambalaja karşıdır. O, vaazında dini kurumların suiistimallerini ve kötü davranışlarını haykırmıştı. Dağdaki vaazında şöyle demişti, “Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim” (Matta 5:17). İsa, dinin gerçek anlamını ortaya çıkarmak, çarpıtılan ve suiistimal edilen “yasayı ve peygamberlerin sözlerini” aydınlatmak için geldi.
Aslında O’nun vaaz ettiği Kutsal Yazılar bile gelecekte yanlış ve sapkın bir Hıristiyanlığın gelmekte olduğunu önceden bildiriyordu. Evrensel bir acıya neden olunacak, öğretileriyle Allah’ı yanlış tanıtanlar geriye kalanlara zulmedeceklerdi. Buna uyum sağlamayan herkes ile “savaş olacak” ve “onları yeneceklerdi” (Dan. 7:21). Fakat geçmişteki ve gelecekteki dini suiistimale karşın İsa bunu yok etmeye çalışmamış, bilakis onun gerçek anlamını ortaya koymaya uğraşmıştı.
Çarmıhta ölümünden önce İsa, Romalı yönetici Pilatus’un huzuruna çıkarılmıştı. Romalı askerler ve Yahudi liderler tarafından tutuklanıp sorgulandığında İsa, “Benim krallığım bu dünyadan değildir” diye karşılık verdi.
“Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir” (Yuhanna 18:36). İsa gerçek dinin sözel bir başarı veya kişisel kazanç değil, bilakis bu dünyanın ötesinde olan bir şey olduğunu öğretmişti.
İsa’nın sunmaya geldiği şey saf ve hakiki bir manevilik, sadece insani sorunlarımıza hitap eden değil, aynı zamanda ilahi olanı da çözen, üstün hatta fevkalade bir pratik yoldu. Her Şeye Gücü Yeten, Her Zaman Mevcut, Her Şeyi Bilen bir Tanrı acıya neden izin verebilir? İyi, kötüye–baskıyla veya başka bir şeyle nasıl karşılık verir? İsa’nın çözümleri, bu dünyanın daha önce hiç görmediği şeylerdi. “Krallığım bu dünyadan değildir.”
Ambalajı olmayan bir Hıristiyanlığı hayal edin. Eğer İsa’nın gerçek niyetini, öğretilerini, karakterini ve düşüncesini, O’nun kastettiği gibi bilseydiniz ne olurdu? Hile yok. Plastik yok.
Mesih’i, O’nun saflığında anlamanın bir yolu olsaydı ne olurdu?
Sevgiyi, barışı, sevinci ve inancı, daha önceleri bildiğin gibi değil de, İsa’nın bunlardan bahsettiği ve yaşamında gösterdiği gibi daha derinlemesine anlayabilsen ne olurdu?
İsa’nın öğretilerini, siyasi meyiller ve yüzyıllar boyunca kafa karıştıran dini yorumlamalar olmadan anlayabilseydin ne olurdu?
İsa sadece bir peygamber veya iyi bir öğretmen olmadıysa ne olur? Bilge adamlardan oluşan uzun bir çizgide, insani varlığı hatırlatan herhangi bir şeyden daha üstün ise ne olur?
Gerçek İsa hakkında bir yazarın sözleri şöyledir: “İsa, bizim sahip olmamız gereken mükemmel bir örnekti. O, Baba’sının yasasının en katı gözlemleyicisiydi, yine de mükemmel bir özgürlükte hareket etti. O, en coşkulu hayranın özelliklerine sahipti ama sakin, ağırbaşlı ve kendinden emindi. O, dünyanın ortak meselelerinin üzerine yüceltilmişti ama kendisini toplumdan ayırmadı. Vergi toplayıcıları ve günahkârlarla yemek yedi, küçük çocuklarla oynadı ve onları kollarına alıp bereketledi. Düğün ziyafetini varlığıyla onurlandırdı. Lazar’ın mezarında gözyaşı döktü.
“O’nun azmi, ne tutkuyla bozuldu ne de tutarlığı bencilce bir hırçınlığa dönüştü. Yardımseverliği ne keyif çatmasına, ne de duygusallığa sempati duymasına neden oldu. O, bir çocuğun masumiyetini ve basitliğini, mertçe bir güçle birleştirdi, insana duyduğu şefkatli sevgisini, Allah’a götüren bir bağlılıkla birleştirdi.
O, hükmedici asaletini, tevazunun kazandırıcı lütfuyla birleştirmişti. O, boyun eğmez değişmezliğini nezaketiyle göstermişti… Takip edeceğimiz altı örneğimiz yok, ne de beş; sadece bir tanesine sahibiz, o da İsa Mesih.”1

Dinin Ötesinde

Ambalajı açmak istiyor musun? Milyonlarca insanın ihtiyaç duyduğu fakat korktuğu bir kararı vermelisin. İsa’nın saf şahsiyetini, karakterini ve yaşamını görmek, bilmek ve hatta inanmak için ileriye doğru ilk adımını atmalısın.
Bu ilk adımı, İsa’nın yaşamını, öğretilerini ve peygamberliklerini anlatan en kapsamlı kitabı okuyarak yap: Sevgi Öğretmeni. Başlığıyla açıklandığı gibi bu kitap, “ambalaj” yerine İsa’nın neden umut, dönüşüm ve sadakat aşıladığını göstermektedir.

Sevgi Öğretmeni kitabını ücretsiz olarak talep edebilmek için bu broşürün arka kapağına bakınız.

1. In Heavenly Places S. 54

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestShare on Reddit